| Yazar | : | Burak Özcan |
| İsbn | : | 9786058601673 |
| Yayın Tarihi | : | 2014 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 271 |
| Ölçü | : | 13 x 21 cm |
| Yayınevi | : | Erik Yayınları |
Karşımdaki ulu çınara bakıyordum, araştırmacı gözlerle. Bebek Camisi’nin hemen önünden tüm çevresine haykırıyordu. “Buranın kralı benim. Ben zaten buradaydım sizler benim yamacımda toplandınız.” Çınarın en tepelerinde yer alan irice bir yaprağın gözenekleri, göz bebeklerim ile flört hâlindeydi. Sanki benimle iletişim kurmak istiyordu yeşilin en güzel tonu. Boğaz ’ın coşkusunu kendisine getiren rüzgârla beraber bana jestler, mimikler yapıyordu. Bir şeyler fısıldıyordu sırf benim için. Yüksek basıncın ani bir hamlesiyle o yıllara, fırtınalara dayanmış heybetli çınarın koca yaprağı, baba ocağından uçtu, koparak havada süzülmeye başladı. Belli ki cazibeme dayanamamıştı ve tam bana doğru geliyordu. Hemen sağındaki Boğaz’ın gözleri çakırkeyif kılan güzelliğine bile bakmamıştı.
Koca Yusuf’un eli kadar büyük yaprak kol menziline girince onu yakalamaya çalıştım. Rüzgârdan da aldığı güçle ellerimden şampiyon bir artistik buz patencisi kıvraklığında sıyrıldı. Hemen akabinde bir Osmanlı tokadı ihtişamıyla suratımın sağ tarafına çarptı. Yediğim dayak bir mesaj gibi geldi bana. Çözmeye çalıştım. Yaprak gizemliydi, aynı benim o anda orada bulunma amacım gibi. Bir yanı yeşil iken, öteki yanı sanydı. Yansı ilkbahardı, yansı sonbahar. Bir yüzü yükseliş, bir yüzü alçalış... Bir tarafta mutluluk, bir tarafta hüzün... Bir pozitif ve bir negatif...